Demir-çelik sektörü KDV uygulamaları bakımından en çok “tanım kayması” yaşanan alanlardan biridir.

Özellikle tevkifat söz konusu olduğunda, mevzuat bir yandan net gibi görünür; öte yandan, her işlemde yeni bir gri ton ortaya çıkar.

Aynı ürün, aynı gün, aynı şehirde iki farklı orandan tevkifata tabi olabiliyor — tamamen kimin kime, hangi amaçla sattığına bağlı olarak.

⚙️ Hurda mı, yoksa bir anlamda hammadde mi?

Tebliğ der ki: “Metal hurda ve atık teslimleri 9/10 oranında tevkifata tabidir.”

Ancak “hurda” kelimesi bile çoğu zaman yorumla anlam kazanır.

Bir üretim fazlası, bir kesim parçası, bir hatalı levha…

Hepsi hurda mıdır, yoksa üretim sürecinin bir yan çıktısı mı?

Bazen aynı ürün,

  • üreticiye göre hurda,
  • alıcıya göre değerli hammadde,
  • vergi idaresine göre ise “nihai mal” kabul edilebilir.

Yani hurda her zaman hurdadır denemez; bazen hurdaya benzer ama hurda olmayan mallar da vardır.

🔩 Külçe mi, işlenmiş metal mi, yoksa sadece yeniden biçimlendirilmiş hurda mı?

Hurda ergitilince ortaya çıkan külçe Tebliğ’de 7/10 tevkifata bağlanmıştır.

Ancak külçenin nasıl bir külçe olduğu da önemlidir:

  • Eğer ergitmeden hemen sonra dökülmüş ve henüz işlenmemişse klasik külçe sayılır.
  • Fakat döküm sonrası kalıba alınmış, numaralandırılmış veya etiketlenmişse bazı yorumlara göre artık yarı mamuldür.

Bu noktada “hangi işlemle hurda külçeye, hangi işlemle mamule dönüşür?” sorusuna net bir yanıt yoktur.

Zira bazen aynı tesiste üretilen iki ürün için iki farklı vergi dairesi farklı oran uygulaması isteyebilir.

Ancak pratikte şu sorular çıkıyor:

·       Hurda eritildikten sonra kalıba dökülüp numaralandırılmışsa hâlâ külçe mi?

·       Yoksa bu aşamada “işlenmiş yarı mamul” mü sayılacak?

·       Külçe teslim eden firmanın TESK veya TSE belgesi olması şart mı?

Cevaplar uygulamada değişiyor.

Bazı vergi daireleri “numaralı ve etiketli külçeler”i artık sanayi ürünü kabul edip işlenmiş metal olarak değerlendirebiliyor.

🧱 Yarı mamul mü, yoksa kullanım amacına göre mamul mü?

Levha, filmaşin, slab, pik demir gibi ürünler genellikle “yarı mamul” sayılır ve 7/10 tevkifata tabidir.

Ama “genellikle” kelimesi burada kilittir.

Çünkü bu ürünlerden bazıları, örneğin inşaat demiri veya profil, doğrudan nihai tüketimde de kullanılabilir.

Bu durumda oran 5/10’a düşebilir, bazen de tamamen tevkifat dışı kalabilir.

Ürünün fiziksel hali aynı, kimliği aynı, faturadaki GTİP aynı olabilir

-ama alıcının faaliyeti farklıysa sonuç değişebilir.

Yani malın şekli değil, amacı önem kazanır.

Ama o amacın da nerede başladığı, hangi belgeyle ispatlanacağı ayrı bir tartışmadır.

🏗️ Nihai ürünlerde tevkifat olur mu, olmaz mı, yoksa kısmen mi olur?

Tebliğ “nihai ürünlerde genel olarak tevkifat uygulanmaz” der.

Ama “genel olarak” ifadesi çoğu zaman bir kapı bırakır.

Çünkü bazı nihai ürünler, yapım işinin veya bir sanayi üretiminin girdisi haline geliyorsa, tevkifat devreye girebilir.

Yani satıcı açısından ürün nihai,

alıcı açısından ise üretim girdisidir.

Hangisinin bakış açısı geçerli olacak?

Cevap: duruma göre değişir.

🧮 Oranlar belli ama hep aynı mı uygulanıyor?

Teorik tablo sade görünür:

9/10 – Hurda,

7/10 – Külçe / yarı mamul,

5/10 – Nihai mamul (belirli alıcılarda),

0 – Diğer haller.

Fakat uygulamada bu oranlar “kabaca rehberdir.”

Birçok mükellef, emin olamadığı için tedbiren 9/10 uygulamayı tercih eder.

Bazıları “hurda değil külçe” diyerek 7/10’a geçer.

Kimisi de hiç risk almadan tam KDV hesaplar.

Hangisi doğru?

Hepsi, bir ölçüde.

⚖️ Tevkifatı belirleyen sadece malın niteliği midir?

Hayır.

Bazen alıcının kimliği, bazen satıcının faaliyet konusu, bazen de faturadaki açıklama belirleyici olur.

Bir satışta “hurda demir” yazılmasıyla “işlenmiş çelik parçası” yazılması arasındaki fark sadece kelimedir, ama vergi etkisi büyüktür.

Kimi faturaya bakar ve “bu hurda” der,

kimi üretim sürecini inceler ve “bu mamul” sonucuna varır.

Yani bazen ürün değil, yorumu yapan kişi oranı belirler.

🔍 Peki kesin çizgi nerede?

Belki de yok.

Tevkifat sisteminde gri alan, sistemin kendisidir.

Zaten Tebliğ’in dili de bu esnekliği ima eder:

“Genel olarak…”, “Duruma göre…”, “İşlemin mahiyetine göre…”

Bu ifadeler tesadüf değildir.

Çünkü demir-çelikte her işlem, kendi içinde bir hikâyedir:

hurda gibi başlayan bir teslim, külçe gibi görünür;

mamul gibi biten bir ürün, alıcıya göre yarı mamul sayılır.

📎  Sonuç Yerine: Belki de Tevkifat Bir Oran Değil, Bir Yorumdur

Evet, kanun açık; oranlar tabloda yazılı.

Ama uygulama çoğu zaman satır aralarında gizlidir.

Kimi zaman teknik çizim, kimi zaman sevk irsaliyesi, kimi zaman da yalnızca “ürünün ne amaçla alındığı” sonucu değiştirir.

Yani demir-çelikte tevkifat;

·       Ürünün kimliğine,

·       Satıcının pozisyonuna,

·       Alıcının statüsüne,

·       İşlemin amacına göre

her defasında yeniden değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tek bir reçete yoktur.

Bazı durumlarda 9/10 uygulanır, bazen 7/10 yeterli görülür, kimi zaman da “hiç tevkifat yapılmaması daha doğru olur” denir.

Hangisinin geçerli olduğunu belirlemek için ise, olayın bütününü görmek gerekir.

📌 Kısaca: Demir-çelikte tevkifat bir tablo meselesi değil, bir yorum disiplini meselesidir.

Yani… oranı bilen herkes uygular ama uygulamayı doğru kurgulayan çok az kişi vardır.

Samet Hacısalihoğlu