
1. GİRİŞ VE ÖZET
Amme alacaklarının cebren tahsili sürecinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (“6183 sayılı Kanun”) hükümleri uyarınca uygulanan haciz işlemleri, ticari hayatın devamlılığı açısından kritik önem arz etmektedir. Özellikle banka nezdindeki varlıkların haczi, mükelleflerin ticari faaliyetlerini doğrudan etkileyen bir husustur. Bu çalışmada, banka hesaplarına intikal eden EFT ve POS cihazı kaynaklı alacakların haczedilebilirliği, “mevcut” ve “müstakbel (gelecek)” alacak ayrımı ekseninde incelenmiştir.
Mevzuat ve yargı kararları ışığında varılan sonuç şudur: Banka nezdinde fiilen oluşmuş, hesaba geçmiş veya bloke hesapta bekleyen (tahakkuk etmiş) alacaklar haczedilebilir. Ancak henüz satış işlemi gerçekleşmemiş, ticari bir ilişkiye dayanmayan ve ileride doğması muhtemel (müstakbel) POS alacakları üzerine haciz uygulanması hukuken mümkün değildir.
2. MEVZUAT ÇERÇEVESİ VE HUKUKİ DAYANAKLAR
2.1. Banka Nezdindeki Haczin Hukuki Zemini
Vergi daireleri, amme alacağını güvence altına almak ve tahsil etmek amacıyla, borçlunun üçüncü şahıslardaki (bankalar nezdindeki) mal, hak ve alacaklarına 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca haciz bildirisinde bulunabilir.
Tahsilat Genel Tebliği (Seri: A Sıra No: 1) ve ilgili Kanun maddeleri uyarınca, bankalara gönderilen haciz bildirileri; tebliğ tarihi itibarıyla borçlunun “mevcut olan varlıklarını” kapsamaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi gereği, borçlunun malvarlığında henüz mevcut olmayan bir hakkın haczedilmesi mümkün değildir.
2.2. POS Alacaklarında Kritik Ayrım: Mevcut ve Müstakbel Alacak
POS cihazı kaynaklı alacakların haczi konusunda uygulamada yaşanan tereddütler, Danıştay kararları ve Tahsilat Genel Tebliği’ndeki düzenlemelerle netleştirilmiştir.
- Mevcut POS Alacakları (Haczedilebilir): Kredi kartı satışı gerçekleşmiş, slip (satış belgesi) düzenlenmiş ancak banka ile üye işyeri arasındaki sözleşme gereği (örneğin 30 gün blokeli çalışma gibi) henüz işyeri hesabına aktarılmamış paralar, hukuken “doğmuş ve tahakkuk etmiş” bir alacak niteliğindedir. Bu tutarlar, banka nezdinde borçlu lehine doğmuş bir hak olduğundan hacze konu edilebilir.
- Gelecek POS Alacakları (Haczedilemez): Henüz satış işlemi yapılmamış, ileri tarihlerde gerçekleşmesi muhtemel ticari işlemlerden doğacak alacaklar için bankaya “gelecekteki tüm POS girişlerini haczet” şeklinde bir talimat verilmesi hukuka aykırıdır. Nitekim, Tahsilat Genel Tebliği (Seri: A Sıra No: 1)’nin “Haciz Bildirisi” başlıklı bölümünde yer alan ve ileriye matuf (muhtemel) alacakların da haczedilebileceğine dair ibare, Danıştay 4. Daire Başkanlığı’nın 12/12/2019 tarihli ve Esas No: 2018/6582, Karar No: 2019/8754 sayılı kararı ile İPTAL EDİLMİŞTİR. Bu karar uyarınca, doğmamış bir hakkın (gerçekleşmemiş satışın) haczi mümkün değildir.
2.3. EFT ve Havale Yoluyla Gelen Tutarların Durumu
EFT veya havale yoluyla borçlunun banka hesabına intikal eden tutarlar, hesaba geçtiği an itibarıyla “mevduat” niteliği kazanır.
- Uygulama Esası: Haciz bildirisi bankaya ulaştığı anda (elektronik tebligat anında), hesapta mevcut olan bakiye ve hesaba o an itibarıyla geçmiş olan EFT tutarları haczedilir. Haciz bildirisi, tebliğ anındaki “anlık durumu” tespit eder ve o anki varlığı dondurur.
2.4. Bankanın Yükümlülüğü ve Mükellefin Hukuki Çareleri
6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi gereğince bankalar, kendilerine tebliğ edilen haciz bildirisi üzerine; borçlunun nezdlerinde bulunan mevcut parasını ve (varsa) blokede bekleyen mevcut POS alacaklarını bloke etmek ve 7 gün içinde ilgili vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür.
Mükelleflerin, ticari faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve nakit akışını yeniden tesis etmek adına; 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında “Tecil ve Taksitlendirme” talep etmeleri veya aynı Kanun’un 10. maddesinde sayılan (menkul/gayrimenkul) diğer teminat türlerini sunarak banka hesaplarındaki haczin kaldırılmasını (teminat değişikliği yoluyla) sağlamaları hukuki bir çözüm yoludur.
3. SONUÇ
POS ve EFT yoluyla banka hesaplarına intikal eden tutarlar ile kredi kartı satışı fiilen gerçekleşmiş ancak henüz üye işyeri hesabına serbest bakiye olarak geçmemiş (blokeli) POS alacakları, 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi kapsamında “mevcut hak ve alacak” niteliğinde olduğundan haczedilebilir.
Ancak, Danıştay’ın iptal kararları ve Tahsilat Genel Tebliği hükümleri uyarınca; henüz satışı yapılmamış, ticari ilişki kurulmamış ve ileride doğması muhtemel POS alacakları üzerine “geleceğe yönelik” haciz konulması hukuken mümkün değildir. Bu bağlamda, “doğmamış hakkın haczi olmaz” ilkesi geçerliliğini korumaktadır. Mevcut blokajların çözümü ve ticari faaliyetin devamı için mükelleflerin tecil-taksitlendirme veya teminat değişikliği müesseselerini işletmeleri gerekmektedir.
Samet Hacısalihoğlu





