
Bilindiği üzere asgari ücret, işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını sağlayacak en düşük ücret olarak tanımlanır.
2026 asgari ücretin belirlenmesine günler kala, zaman zaman gündeme gelen ama hiçbir zaman hayata geçirilemeyen bir tartışma yeniden alevlendi: bölgesel asgari ücret uygulaması.
Türkiye’de 2025 için belirlenen net asgari ücret 22.104,67 TL iken, işverene maliyeti 30.621,48 TL’ye ulaşmıştır. Şimdi gözler 2026 rakamında.
Bu bağlamda gündeme gelen “bölgesel asgari ücret” tartışması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve sosyolojik boyutlarıyla da ele alınmalıdır.
“İstanbul’da başka, Erzurum’da başka ücret mi olacak?” sorusu yeniden soruluyor.
Kulağa ilk bakışta mantıklı geliyor:
Yaşam maliyeti farklıysa, ücret de farklı olabilir.
İstanbul’da ortalama kira 40 bin TL’ye dayanmışken, Anadolu’da çok daha düşük.
Ama bu fikir hâlâ sadece bir öneri düzeyinde.
Yasal, sosyal ve teknik açıdan uygulanması oldukça zor.
Yine de biz bu tartışmayı ciddiyetle inceliyoruz:
Uygulama adalet mi getirir, yoksa yeni bir eşitsizlik mi doğurur?
✅ Olumlu Yanlar
Bu tartışmanın destekçileri, bölgesel farklılaştırmanın bazı avantajlar getirebileceğini savunuyor:
- Yaşam maliyetine uyum: İstanbul gibi yüksek maliyetli şehirlerde daha yüksek, Anadolu’da daha düşük ücret belirlenmesi yaşam maliyetine göre daha “uygun” olabilir.
- İşveren maliyet avantajı: Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da düşük yaşam maliyetleri dikkate alındığında, işletmelerin maliyet yükü azalır; bu da yerel üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artırabilir.
- İstihdam artışı potansiyeli: İşveren üzerindeki maliyet baskısı azalacağı için kayıtlı istihdamı artırma ihtimali vardır.
- Bölgesel kalkınma: Daha düşük maliyetli bölgelerde yatırım cazibesi artabilir, bölgesel üretim ve istihdam desteklenebilir.
❌ Olumsuz Yanlar
Ancak madalyonun diğer yüzü de var. Eleştiriler, bu uygulamanın ciddi riskler barındırdığını gösteriyor:
- Eşit işe eşit ücret ilkesine aykırılık: Aynı işi yapan işçilerin farklı bölgelerde farklı ücret alması sosyal adalet algısını zedeler.
- Göç baskısı: İşçiler daha yüksek ücret verilen bölgelere (özellikle Marmara ve İstanbul) göç edebilir; bu da bölgesel dengesizlikleri ve kentlerdeki konut krizini artırır.
- Toplumsal huzursuzluk: Ücret farklılıkları işçiler arasında eşitsizlik duygusunu güçlendirir, sendikal çatışmaları artırabilir.
- Kayıt dışı istihdam riski: İşverenler düşük ücretli bölgelerde işgücünü kaydırmaya çalışırken kayıt dışı çalıştırma eğilimi artabilir.
- Verimlilik ve motivasyon kaybı: Düşük ücretli bölgelerde çalışanların motivasyonu azalabilir, üretkenlik düşebilir.
📊 Görsel Notlar
Bu tartışmayı daha somut görmek için rakamlara bakalım:
- İstanbul’da konut fiyat endeksi artışı %50 civarı, Anadolu’da ise %20–25.
- İstanbul’da ortalama kira Kasım 2025’te 30.000 TL’ye yaklaşmış, Aralık’ta ise %35,91 artış ile yaklaşık 40.773 TL seviyesine çıkmış.
- Gelir dağılımı uçurumu derin: Toplumun en yoksul %20’lik kesimi, toplam gelirin sadece %6’sını alabiliyorken, en zengin %20’lik kesim, toplam gelirin %60’ını alıyor.
🌍 Uluslararası Örnekler
Türkiye’deki tartışmayı anlamak için dünyaya bakmak da faydalı:
- Çin: Bölgesel asgari ücret var; büyük şehirlerde daha yüksek, kırsalda daha düşük. Göç baskısını artırıyor.
- ABD: Federal asgari ücret var ama eyaletler kendi taban ücretlerini belirleyebiliyor.
- Avrupa: Çoğu ülkede tek tip ulusal asgari ücret uygulanıyor; bölgesel farklılaştırma nadir.
🎯 Sonuç
Görüldüğü gibi, bölgesel asgari ücret tartışması sadece bir ekonomik formül değil, toplumsal bir fay hattı.
Kâğıt üzerinde cazip görünen bu fikir, Türkiye gibi zaten uçurumların derin olduğu bir ülkede, adalet yerine yeni bir eşitsizlik rejimi yaratabilir.
İstanbul’da kira 40 bin TL’ye dayanırken, Anadolu’da çok daha düşük olabilir. Ama insan onuru, coğrafyaya göre pazarlık konusu yapılabilir mi?
Ücretin haritasını çizmek, aslında toplumun fay hattını daha da derinleştirmek demek.
Belki de çözüm, tek tip asgari ücreti korumak ve yaşam maliyeti yüksek bölgelerde sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmek.
Çünkü mesele rakam değil, mesele insanın değeri.
💬 Sen ne dersin? Asgari ücretin coğrafyası mı konuşulmalı, yoksa insanın onuru mu?
Saygılarımla,
Tarkan ŞENTÜRK






