
İşgücü piyasasında fırsat eşitliğinin sağlanması, yalnızca çalışanlar için değil, işletmelerin sosyal sorumluluk algısı ve kurumsal itibarı açısından da önemli bir unsurdur.
1. Giriş İşverenler İçin Kritik Bir Başlık
İşgücü piyasasında fırsat eşitliğinin sağlanması, yalnızca çalışanlar için değil, işletmelerin sosyal sorumluluk algısı ve kurumsal itibarı açısından da önemli bir unsurdur. Engelli bireylerin istihdama katılması ise hem yasal düzenlemeler hem de çalışma yaşamının kapsayıcılığı açısından özel bir yere sahiptir. Bu nedenle işverenlerin engelli çalıştırma yükümlülüğünü doğru anlaması ve uygulaması, hem hukuki hem de yönetsel açıdan kritik bir gereklilik hâline gelmiştir. 
⸻
2. Mevzuat Bilgileri
4857 sayılı İş Kanunu’nun 30. maddesi, özel sektör işyerlerine %3 engelli, kamu işyerlerine ise %4 engelli + %2 eski hükümlü/TMY istihdamı zorunluluğu getirir. Bu yükümlülük 50 ve üzeri çalışanı olan işyerleri için geçerlidir. Tarım ve orman işyerlerinde sınır 51 çalışandır.
Engelli sayılabilmesi için kişinin en az %40 engellilik oranı içeren rapora ve İŞKUR’da engelli kaydına sahip olması gerekir. Raporunda “çalışamaz” ibaresi olanların kaydı yapılmaz. İşveren, engelli işçinin tescilini en geç 15 işgünü içinde İŞKUR’a bildirmek zorundadır. 
Kota hesabı il bazında yapılır; aynı kişiye ait olsa dahi farklı şirketler ayrı tüzel kişilik sayıldığı için yükümlülük her biri için bağımsızdır. Kısmi süreli çalışanlar, çalışma süreleri oranında tam süreliye çevrilerek hesaplamaya dahil edilir.
Yükümlülüğe uymayan işverenler için 2025 yılında ceza 30.081 TL / kişi / ay olarak uygulanmaktadır. 
⸻
3. Genel Bilgiler
Engelli istihdamının takibi İŞKUR tarafından aylık olarak yapılır. Kontenjan açığı olan işverenler ile iletişime geçilir ve iş ilanları yayımlanır. Bu süreç, işverenin yükümlülüğünü yerine getirmesini ve engelli iş arayanların istihdama katılmasını destekler.
Özel sektör işverenleri açısından en önemli avantajlardan biri, çalıştırdıkları her engelli için asgari ücret üzerinden hesaplanan işveren priminin Hazine tarafından tamamen karşılanmasıdır. Bu teşvik, maliyetleri düşürerek işverenlerin yükümlülüğü daha kolay yerine getirmesini sağlar. 
Ceza gelirleri, engellilerin kendi işini kurması, mesleki uyum projeleri, destek teknolojilerine erişim gibi sosyal amaçlı projelerde kullanılmaktadır. Bu durum, işverenlerin ödedikleri cezaların dahi yine kapsayıcı çalışma hayatına katkı sağlayacak alanlara yönlendirildiğini göstermektedir.
⸻
4. Sonuç
Engelli çalıştırma yükümlülüğü işverenler açısından sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda kurumsal sosyal sorumluluğun önemli bir parçasıdır. Doğru kota hesaplaması, zamanında bildirim ve İŞKUR ile koordinasyon, hem idari risklerin azaltılmasını hem de sunulan teşviklerin etkin şekilde kullanılmasını sağlar.
Uygulamadaki dikkatli yaklaşım, hem işverenin maliyetlerini düşürmekte hem de çalışma hayatında kapsayıcılığı güçlendirmektedir. 
Kazım Çakmakçı






