
Bilindiği üzere; “şirketle işlem yapma yasağı”, 6102 sayılı TTK’da sadece anonim şirketlere ilişkin hükümlerin içerisinde m. 395’de düzenlenmiştir. TTK m. 395/1 hükmünde “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi halde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” düzenlemesi yer almaktadır.
TTK’nın limited şirketlere ilişkin m. 573 ila 644 hükümlerinde şirket müdürlerinin kendileriyle işlem yapmalarını yasaklayıcı bir düzenleme olmadığı gibi, aynı TTK’nın m. 644/1-b hükmünde anonim şirketlere ilişkin m. 395/1’e yapılan açık bir atıf da bulunmamaktadır.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu;
►Her ne kadar 6102 sayılı TTK’nın 644/1-b. bendinde aynı Kanun’un 395/1. maddesine atıf bulunmadığından, ortak olan şirket müdürlerinin şirketle işlem yapması açıkça yasaklanmamışsa da 6102 sayılı TTK’nın 626. maddesi uyarınca şirket müdürleri ve yöneticileri şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü altında bulunduğu, davacı tarafından dava dışı temsilcinin eyleminin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürüldüğüne göre, temsilcinin şahsi borcu için temsil ettiği şirketi aval veren olarak göstermesiyle ilgili tutum ve davranışların şirkete karşı bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,
►Her ne kadar davacı şirketin temsil ve ilzamı hakkındaki ortaklar kurulu kararına göre keşide tarihinde dava dışı temsilcinin şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi mevcut ise de aval için açık bir izin veya icazet bulunmadığı, bunun yanında, temsilcinin şahsi borcu için düzenlendiği anlaşılan bonoya şirket adına aval veren olarak imza atılmasının da temsilcinin özen ve bağlılık yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını gösterdiği,
► Bir temsilcinin temsil sıfatından istifade etmek suretiyle kendi borcu için temsil ettiği kimseyi avalist olarak borç altına sokmasının, temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapması ile eş değer olduğu,
►Limited şirketin ticari faaliyetleriyle ilgisi olmayan bir kişiye aval vermesinin, yapılan işlem ile şirketin amacının dışına çıkıldığı ve temsilcinin yetkisiz işlem yaptığı anlamına geleceği, bunun da ancak işlem yapan kişinin iyiniyetli olması hâlinde geçerli olabileceği, eldeki davada ise temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist gösterdiği, bu durumun da borcun tarafı olan alacaklı lehtar tarafından bilinebileceği açık olduğuna göre 6102 sayılı TTK’nın 371. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca iyiniyetten bahsedilemeyeceği,
gerekçeleriyle, şirket temsilcinin şahsi borcu için şirketi temsilen verdiği avalin temsil olunan şirketi bağlamayacağına karar vermiştir.
(Yargıtay HGK 30/04/2025, 2024/11-177 E., 2025/257 K
TTK’nın limited şirketlere ilişkin m. 573 ila 644 hükümlerinde şirket müdürlerinin kendileriyle işlem yapmalarını yasaklayıcı bir düzenleme olmadığı gibi, aynı TTK’nın m. 644/1-b hükmünde anonim şirketlere ilişkin m. 395/1’e yapılan açık bir atıf da bulunmamaktadır.
Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu;
►Her ne kadar 6102 sayılı TTK’nın 644/1-b. bendinde aynı Kanun’un 395/1. maddesine atıf bulunmadığından, ortak olan şirket müdürlerinin şirketle işlem yapması açıkça yasaklanmamışsa da 6102 sayılı TTK’nın 626. maddesi uyarınca şirket müdürleri ve yöneticileri şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü altında bulunduğu, davacı tarafından dava dışı temsilcinin eyleminin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürüldüğüne göre, temsilcinin şahsi borcu için temsil ettiği şirketi aval veren olarak göstermesiyle ilgili tutum ve davranışların şirkete karşı bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği,
►Her ne kadar davacı şirketin temsil ve ilzamı hakkındaki ortaklar kurulu kararına göre keşide tarihinde dava dışı temsilcinin şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi mevcut ise de aval için açık bir izin veya icazet bulunmadığı, bunun yanında, temsilcinin şahsi borcu için düzenlendiği anlaşılan bonoya şirket adına aval veren olarak imza atılmasının da temsilcinin özen ve bağlılık yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını gösterdiği,
► Bir temsilcinin temsil sıfatından istifade etmek suretiyle kendi borcu için temsil ettiği kimseyi avalist olarak borç altına sokmasının, temsilcinin kendi kendisiyle sözleşme yapması ile eş değer olduğu,
►Limited şirketin ticari faaliyetleriyle ilgisi olmayan bir kişiye aval vermesinin, yapılan işlem ile şirketin amacının dışına çıkıldığı ve temsilcinin yetkisiz işlem yaptığı anlamına geleceği, bunun da ancak işlem yapan kişinin iyiniyetli olması hâlinde geçerli olabileceği, eldeki davada ise temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist gösterdiği, bu durumun da borcun tarafı olan alacaklı lehtar tarafından bilinebileceği açık olduğuna göre 6102 sayılı TTK’nın 371. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca iyiniyetten bahsedilemeyeceği,
gerekçeleriyle, şirket temsilcinin şahsi borcu için şirketi temsilen verdiği avalin temsil olunan şirketi bağlamayacağına karar vermiştir.
(Yargıtay HGK 30/04/2025, 2024/11-177 E., 2025/257 K
Dr İlhan Dinç
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Başkanı





