
AYM, Cumhurbaşkanına KDV iade hakkını kısmen veya tamamen kaldırma veya yeniden koyma yetkisi verilmesiyle ilgili olarak objektif bir ölçütün tespit edilmediğini ve genel çerçevenin çizilmediğini belirlemiştir. Takdir yetkisinin bütünüyle Cumhurbaşkanına bırakılması, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Muafiyetler gibi konuların kanunla düzenlenmesi zorunludur.Verginin kanuniliği ilkesi uyarınca vergiye ilişkin esaslı unsurların kanunla belirlenmesi gerekmekle birlikte Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmaları gerekir.
Vergilemede belirlilik ilkesi ise vergi yükümlülüğünün hem kişiler hem de idare yönünden belirli ve kesin olmasını, kanun metinlerinin, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesini gerektirir. Buna göre matrah, tarh ve tahsil zamanı ile yöntemi, verginin tarh ve tahsiline yetkili idare ile muafiyet ve istisna hükümleri gibi vergi ve benzeri diğer kamu alacaklarının esaslı unsurlarına ilişkin düzenlemeler makul bir düzeyde öngörülebilir nitelikte olmalıdır
verginin kanuniliği ilkesi, yürütme organının bu konulara ilişkin bazı hususlarda yapma hususunda yetkilendirilmesini kategorik olarak yasaklamamaktadır. Bu çerçevede kanun ile her konuyu bütün kapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin mümkün olmadığı durumlarda çerçevesi çizilerek bu sınırlar içinde kalmak şartıyla uygulamaya ilişkin konularda yürütme organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte düzenleyici idari işlem yapma yetkisi verilebilir
. Dava konusu kurallarda Cumhurbaşkanına KDV iade hakkını kısmen veya tamamen kaldırma veya yeniden koyma ve bu şekilde iade hakkı kısıtlanan mal veya hizmetleri belirleme yetkisi verilmiştir.
KDV, verginin konusunu oluşturan işlemler nedeniyle bir mal veya hizmetin el değiştirmesi sonucu her el değiştirmede eklenen değerin vergilendirilmesine dayandığından vergiye tabi işlemlerin her aşamasında yüklenilen KDV’nin tahsil edilen KDV’den indirilmesi ve kalan tutarın beyan edilerek vergi dairesine ödenmesi söz konusudur. KDV’nin özelliğinden kaynaklanan bu durum, indirim müessesinin mükelleflerin üzerinde kalan fazla vergi yükünün telafi edilmesinde yetersiz kaldığı durumlarda mahsup ya da nakit ödeme yoluyla gerçekleştirilen iade kurumunun da KDV sistemi içerisinde yer almasını zorunlu kılmıştır.
KDV iadesi, belirli koşulların varlığı hâlinde kanun koyucu tarafından bir hak olarak mükelleflere tanınmıştır. Genel olarak vergi iadesi, mükelleflerden alınmış olan fazla vergilerin kısmen veya tamamen geri ödenmesidir. KDV’de de iade mekanizmasıyla, mükellefler tarafından yüklenilen ve indirim mekanizmasıyla da telafi edilemediği için katlanılan verginin mükelleflere iade edilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun’da KDV’den istisna edilen, indirimli oranda vergilendirilen, fazla veya yersiz tahsil edilen veya vergi tevkifatı uygulanan işlemler nedeniyle bu işlemlere konu olan mal teslimi ve hizmet ifası safhalarında ödenen vergilerin iade edilebilmesi imkânı getirilmiş ve KDV iadesine ilişkin esas ve usuller ile hangi şartların gerçekleşmesi durumunda yüklenilmiş olan KDV’nin mükellefe iade edilebileceği öngörülmüştür. Bir başka deyişle 3065 sayılı Kanun’da hangi şartların gerçekleşmesi durumunda yüklenilmiş olan KDV’nin mükellefe iade edilebileceğine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Kurallarda ise Cumhurbaşkanına KDV iade hakkını kısmen veya tamamen kaldırma veya yeniden koyma ve bu şekilde iade hakkı kısıtlanan mal veya hizmetleri belirleme hususlarında verilen yetkiyle ilgili olarak objektif bir ölçütün tespit edilmediği görülmektedir. Bu itibarla kurallarla Cumhurbaşkanına tanınan yetkinin genel çerçevesinin çizilmediği, temel esaslar ve ilkelerin belirlenmediği, bu konulardaki takdir yetkisinin bütünüyle Cumhurbaşkanına bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla kurallar kapsamında KDV iade hakkının kısmen veya tamamen kaldırılması veya yeniden konulması ve bu şekilde iade hakkı kısıtlanan mal veya hizmetlerin belirlenmesi konusunda yasal çerçeve belirlenmeksizin yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanınmasının yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi kuralların verginin kanuniliği ilkesiyle de çeliştiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 7. ve 73. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir. Muhterem İNCE ve Ömer ÇINAR bu görüşe katılmamışlardır.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı:2024/54 Karar Sayısı:2025/163 Karar Tarihi:22/7/2025 R.G.Tarih-Sayı:9/12/2025-33102
Ömer Köklüce
Mali Müşavir
Sosyal Güvenlik Uzmanı




