Mali Müşavirlik Ruhsatı MESEM Stajyeri Eğitmeye Yetmiyor!
Büyük Tezat: Halk Eğitimde Mali Müşavire Kim, Ne Öğretecek?
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programı, öğrencilerin pratik becerilerini iş başında geliştirmeyi amaçlarken, mevcut mevzuatın getirdiği bürokratik dayatmalar nedeniyle amacından sapmaktadır. Lise seviyesindeki öğrencilerin mali müşavirlik bürolarında staj yapabilmesi için işverenin “Usta Öğreticilik Belgesi” almasını zorunlu kılan bu sistem, 3568 sayılı kanun kapsamında devletin resmi ruhsatına sahip olan mali müşavirler için yapısal bir tezat oluşturmaktadır. Türkiye’de mali müşavirlik unvanı elde edilmesi son derece zorlu akademik süreçlere, uzun süreli staj şartlarına ve devlet düzeyinde yapılan merkezi sınavlara tabidir. Kanunla sınırları çizilmiş ve yetkilendirilmiş bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, zaten doğal bir eğitici ve mevzuat uzmanıdır. Buna karşın MESEM mevzuatı, tüm sektörleri tek bir potada eriterek homojen bir “usta” tanımı yapmakta, sanayideki pratik usta-çırak ilişkisi için kurgulanan kuralları yükseköğrenim, mali hukuk uzmanlığı ve resmi unvan gerektiren mali müşavirlik bürolarına aynen dayatarak temel bir vizyon hatasına düşmektedir.
Mevcut sistemin en büyük çelişkisi, eğitim hiyerarşisinde ortaya çıkmaktadır. Devletin vergi sistemini, şirketlerin finansal mimarisini yöneten ve ağır hukuki sorumluluklar taşıyan bir mali müşavirin, Halk Eğitim Merkezlerinde veya online platformlarda “eğitici eğitimi” adı altında sıraya girmesi mesleğin itibarıyla bağdaşmamaktadır. Sahada yüzlerce mükellefe yön veren, devletin mali mevzuatını sırtlayan bir unvan sahibine, okul sıralarında verilecek formalite içeriklerin pratik hiçbir karşılığı yoktur. Ayrıca ağır iş yükü, beyanname dönemleri ve dijital dönüşüm süreçleriyle boğuşan mali müşavirlerin, sadece şekli bir şartı yerine getirmek adına kıymetli zamanlarından feragat etmeye zorlanması kabul edilemez bir bürokratik zaman israfıdır.
Sistemin savunucuları bu belgenin pedagojik yaklaşım ve reşit olmayan çocuklarla iletişim için gerekli olduğunu iddia etse de, mali müşavirlik ofisleri ağır sanayi tesisi, fabrika veya tehlikeli iş yeri sınıfında değildir. Buralar kurumsal kuralların, dijitalleşmenin, hukukun ve profesyonel iş etiğinin hakim olduğu entelkektüel çalışma ortamlarıdır. Üniversite mezunu, yasal olarak tescillenmiş ruhsat sahibi bireylerin, ofis ortamında bir gence nasıl davranacağını bilmediğini varsaymak mantık dışıdır. Bu anlamsız dayatma yüzünden haklı bir tepki gösteren mali müşavirler, MESEM öğrencisi istihdam etmeyi reddederek sistemi protesto etmektedir. Sonuç olarak öğrenciler, kurumsal vizyon kazanabilecekleri mali müşavirlik ofisleri yerine, belge formalitesini tamamlamış ancak kendilerine gelecekte hiçbir vizyon katamayacak niteliksiz alanlarda staj yapmak zorunda kalmaktadır.
MESEM sisteminin işlevsel hale gelmesi ve meslek mensuplarının haklı tepkisinin dindirilmesi için acilen yasal düzenlemeler yapılmalıdır. 3568 sayılı kanuna tabi olarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ruhsatına sahip olan herkes, kıdem süresine bakılmaksızın usta öğreticilik belgesinden tamamen muaf tutulmalıdır. Mali müşavirlik ruhsatı, stajyer eğitmek ve meslek öğretmek için yasal olarak en üst düzey yeterlilik belgesi olarak kabul edilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, TÜRMOB ile yeni bir protokol imzalayarak mali müşavirlik ofislerini doğal eğitim üssü ilan etmeli ve tüm bürokratik engelleri tamamen ortadan kaldırmalıdır. Bir sistemi kağıt üzerindeki kurallarla kusursuz hale getirmeye çalışırken mesleklerin doğasını ve unvanların ağırlığını göz ardı etmek, o sistemi işlevsiz bırakır. Mali müşavirlerin bu dayatmaya karşı gösterdiği protesto, sistemin işleyişine yöneltilmiş haklı ve rasyonel bir uyarıdır. Devletin bu yanlıştan dönmesi, unvan sahiplerinin hak ettiği saygıyı iade etmesi ve gençlerin nitelikli bürolarda yetişmesinin önünü açması yasal, ekonomik ve vicdani bir zorunluluktur.
Salih Karayel
Mali Müşavir