3 Ağustos 1924’te Mesrur İzzet Bey tarafından tasarlanan üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti” yazan bronz 10 kuruşluk madeni paralar tedavüle çıkmıştı. İlk kağıt paralar ise 1926 yılında 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 TL banknotlar şeklinde basılmıştır. 1927’de 1 ABD Doları yaklaşık 2,12 TL, 1 altın ise ortalama 8,26 TL idi.
Savaştan yeni çıkmış, sanayisi neredeyse yok diyebileceğimiz, ekonomisi gayrimüslimlerin elinde olan, dış borç batağında yüzen bir devletin küllerinden doğmuştu Cumhuriyet.
1929 yılında Osmanlı Devleti’nin kalan borçlarını ödemeye başlamış ve 1954 yılında son taksidi ödeyerek borçları bitirmiştir.

Tam da Büyük Buhran dönemine (1929) gelen ilk taksit ödemesi kısa bir süre ertelenmiş ancak genç Türkiye Cumhuriyeti borçlarının tamamını 1954 te kapatmıştır. 1929 yılında tüm dünyayı sarsan Büyük Buhrana rağmen 1 Amerikan Doları 1,95 ile 2,09 arasında seyretmiştir.

O yıllarda ekonomi siyasi söylemlerle değil, bilimsel çalışmalarla ele alınmış ve dünyaca ünlü Irving Fisher, Keynes, Friedrich Hayek gibi ekonomistler çok kıymetli teoriler öne sürmüşlerdir. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ekonomik krizi yaşanırken hiç kimse milletle dalga geçer gibi “ekonomi gözlerimizdeki ışıltıdır” zırvalığını ortaya atmamıştır. Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı bu sözleri söylediği 21 Aralık 2021 tarihinde 1 $ 17,4731 iken, görevden affını istediği (!) 4 Haziran 2023 tarihinde 1 $ 22,4433 olmuştur. Türk parasının satın alma gücünün erimesi “milletin gözlerindeki ışıltının sönmesi” olarakta değerlendirilebilir. Devlet penceresinden bakıldığında “Ekonomik intihar” halk penceresinden bakıldığında parası olanın daha da zenginleşmesini sağlayan “kur korumalı mevduat sistemi” aynı bakanın döneminde yürürlüğe girmiş ve bu bakan “altı ay uyuyup uyandıktan sonra her şeyin ne kadar güzelleştiğini, olumlu hale aldığını göreceksiniz” iddiasında bulunmuştu. Yıllardır uyuyan halk için altı ay daha uyumanın herhangi bir mahsuru yokmuş ki epeyce bir süre daha bu bakana tahammül edilmiştir.

Bu gün ilk milli paramızın tedavüle girdiği gündür. Yine bugün 1 $’ı satın alabilmek için 47,3452 Türk Lirasına ihtiyacımız var. Bu ülkenin en büyük kâğıt parası olan 200 TL 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıktığında 4 gram altın alıyor ve 1 $ 1,5057 TL idi, bugün 200 TL ile 4 dolar alınabiliyor. Bu gün yani sebzenin meyvenin en bol ve ucuz olduğu günlerde en büyük banknot ile 2 kilo domates, 2 kilo salatalık, 1 kilo patates ve 1 kilo soğan ancak alınabiliyor.

Demekki ne gözlerdeki ışıkmış ekonomi ne de söylendikten kısa bir süre sonra ısrar edilmeyip vaz geçilen nasmış. Ekonomi bilimmiş ekonomisi bilimsel metodlarla yönetilen ülkelerde olduğu gibi ve bilimsel metodlarla hayata geçirilmeliymiş.

Ya Nobel Ekonomi ödüllü Daron Acemoğlu, eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez ve küreselleşme ve kalkınma iktisadı üzerine çalışmalarıyla tanınan dünyaca ünlü bir ekonomist Dani Rodrik yalan söylüyor ya da televizyon programlarından geçimini sağlayan ve bu nedenle ekonomiyi siyasi oyuncak gibi iktidar dümen suyuna göre anlatan, dün ayrı bu gün ayrı konuşan çakma ekonomistler.

Ekim 2021 yılında 8 Lira olan mazot bu gün 83 Lira. Şöyle bir bakıyorum da ne geçmiş dönem ülke borçları ödemek gibi bir durum söz konusu, ne savaş halindeyiz ne devlet imkanlarıyla köprüler, yollar, havaalanları yapılıyor. Yapılanların hepsi yap işlet devret modeli ile yapılıyor üstelik Sayın Cumhurbaşkanının tabiriyle “cebimizden tek kuruş para çıkmadan” ama ekonomi bu halde. Demekki neymiş; ekonomi bir bilimmiş, şakaya (!) gelmez!…

03.08.2026 Mali Müşavir & Siyaset Bilimci Hıdır Daştan