Ömer Köklüce Mali Müşavir – Sosyal Güvenlik Uzmanı

E-posta: omerkokluce@gmail.com

1 Ekim 2026 itibarıyla döviz dönüşüm desteğinde yeni bir dönem başladı.

İlk bakışta destek oranında büyük bir değişiklik yok. Ancak uygulamanın hesabına baktığımızda önemli bir değişiklik görüyoruz.

Özellikle Katma Değer tutarı ile destek tutarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Yeni sistemin anlaşılması açısından bence en önemli nokta burası.

Döviz almama şartı kalktı, yerine %10 döviz pozisyon oranı geldi

Önceki uygulamada destekten yararlanmak isteyen firmalar belirli şartlarla döviz almama taahhüdünde bulunuyordu.

Yeni uygulamada bu şart kaldırıldı. Bunun yerine firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı veya aktif büyüklüğünden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması şartı getirildi.

Yani artık sadece;

“Firma döviz aldı mı, almadı mı?”

sorusuna bakılmıyor.

Firmanın likit döviz pozisyonu da ayrıca dikkate alınıyor.

Bu şartın tevsikinde ise Döviz Pozisyonu Bildirim Formu devreye giriyor.

Formun geçerlilik süresinin 15 gün olması, uygulamada özellikle mali müşavirler açısından ayrıca takip edilmesi gereken bir konu.

Burada hemen önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

15 günlük form ile Katma Değer hesabı aynı şey değildir.


Asıl değişiklik: Katma Değer hesabı

Yeni sistemde firmanın döviz dönüşüm desteği kapsamında satabileceği ihracat bedeli döviz tutarı, firmanın oluşturduğu Katma Değer / Firma Satış Limiti ile ilişkilendiriliyor.

Katma Değer hesabının temelinde;

Faaliyet Kârı + İşgücü Maliyeti = Katma Değer

yaklaşımı bulunuyor.

Faaliyet kârı, Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarından alınan yıllık faaliyet kârı verisi üzerinden; işgücü maliyeti ise SGK kayıtlarındaki son 12 aylık maaş/ücret ve prim ödemeleri üzerinden hesaplanıyor.

Faaliyet kârının negatif olması halinde ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.

Burada çok önemli bir ayrım var:

Katma Değer tutarı, destek tutarı değildir.

Dolayısıyla Katma Değer tutarını doğrudan %3 ile çarparak destek tutarı hesaplamak doğru değildir.


Uygulama örneğimiz

Bir firmanın yıllık;

Faaliyet Kârı: 2.000.000 USD İşgücü Maliyeti: 2.000.000 USD

olsun.

Bu durumda;

2.000.000 USD + 2.000.000 USD = 4.000.000 USD Katma Değer

ortaya çıkacaktır.

Firma aynı dönemde 10.000.000 USD ihracat gerçekleştirmiş olsun.

Burada yapılmaması gereken hesap şudur:

4.000.000 USD × %3 = 120.000 USD

Bu işlem, firmanın alabileceği desteğin 120.000 USD olduğu anlamına gelmez.

Çünkü 4 milyon USD Katma Değer, destek tutarı değildir.

Katma Değer, firmanın destek kapsamında satabileceği ihracat bedeli döviz tutarının belirlenmesinde kullanılan limit mekanizmasının temel unsurlarından biridir.

Dolayısıyla üç kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor:

Katma Değer → Firma satış limitinin belirlenmesi

Döviz Pozisyon Oranı → %10 şartının kontrolü

%3 → Destek oranı

Bunların yanında ayrıca 100 milyon TL yıllık mutlak destek üst sınırı bulunuyor.

İşte bu ayrım yapılmadığında destek tutarı olduğundan çok daha düşük hesaplanabiliyor.


2026’nın son çeyreğinde ayrıca dikkat edilmesi gereken nokta

Yeni sistemin ilk limit kullanım dönemi 2026 yılının son çeyreği.

Bu nedenle yıllık olarak hesaplanan firma satış limitinin ve yıllık destek üst sınırının bu dönem için dörtte biri esas alınacak.

Örneğimizde yıllık Katma Değer 4 milyon USD ise:

4.000.000 USD ÷ 4 = 1.000.000 USD

2026 yılının son çeyreği bakımından dikkate alınacak tutar olacaktır.

Yıllık 100 milyon TL destek üst sınırının dörtte biri ise:

100.000.000 TL ÷ 4 = 25.000.000 TL

olacaktır.

Ancak burada da aynı uyarıyı yapmak gerekiyor:

1.000.000 USD × %3 = 30.000 USD

şeklindeki hesap, tek başına “firmanın alabileceği destek 30.000 USD’dir” sonucunu doğurmaz.

Çünkü Katma Değer ile destek tutarı aynı kavram değildir.


Peki %3 nerede devreye giriyor?

Destek oranı %3 olarak uygulanmaya devam ediyor ve mevcut düzenlemeye göre bu oran 31 Ocak 2027 tarihine kadar geçerli.

Ancak bir firmanın gerçekten ne kadar destekten yararlanabileceğini değerlendirirken sadece “oran %3” demek yeterli değil.

Firmanın;

  • Katma Değer tutarı,
  • kullanılabilir firma satış limiti,
  • destek kapsamında gerçekleştireceği döviz satışı,
  • döviz pozisyon oranı,
  • dönemsel limitler
  • ve yıllık mutlak destek üst sınırı

birlikte değerlendirilmelidir.


Meslektaşlardan gelen önemli soru: 2026/3 dönemi ne olacak?

Burada sahada sorulacak çok haklı bir soru var:

“2026/3. geçici vergi dönemini henüz çıkarmadık. Faaliyet kârı hangi dönemden alınacak? 15 günde bir form düzenlenecekse bu hesap nasıl yapılacak?”

Bence burada iki farklı hesabı birbirinden ayırmak gerekiyor.

Birinci hesap: Katma Değer / Firma Satış Limiti

Bu hesapta yıllık faaliyet kârı ile 12 aylık işgücü maliyeti dikkate alınıyor.

İkinci hesap: Döviz Pozisyon Oranı

Bu ise firmanın belirli tarihteki likit döviz pozisyonunun %10 sınırını sağlayıp sağlamadığını gösteriyor.

Dolayısıyla 15 günlük form düzenlenmesi, her 15 günde bir yeniden faaliyet kârı hesaplanacağı anlamına gelmiyor.

Başka bir ifadeyle;

15 gün = Döviz Pozisyonu Bildirim Formunun geçerlilik süresi

olarak düşünülmeli.

Katma Değer / Firma Satış Limiti ise ayrı bir hesaplama mekanizmasına tabi.

Bu nedenle 2026/3 geçici vergi döneminin henüz sonuçlanmamış olması ile 15 günlük döviz pozisyon formunu aynı başlık altında değerlendirmemek gerekiyor.

Burada asıl önemli konu, Merkez Bankasının firma satış limitini oluştururken hangi tarih itibarıyla GİB ve SGK verilerini sisteme aldığıdır.

Dolayısıyla bu konuda uygulama talimatında açıkça belirtilmeyen bir dönemi “kesin olarak budur” diye yazmak yerine, Merkez Bankasının sistemde kullandığı veri tarihinin esas alınacağını söylemek daha doğru olacaktır.


15 günlük form nasıl yapılacak?

İşin uygulamadaki en önemli taraflarından biri de bu.

Döviz Pozisyonu Bildirim Formu ile firmanın döviz pozisyon oranının %10 şartını sağlayıp sağlamadığı tevsik ediliyor.

Formun 15 gün geçerli olması, özellikle sürekli ihracat yapan firmalarda ciddi bir takip gerektiriyor.

Çünkü form süresi dolduğunda yeni bir form düzenlenmesi gerekebilecek.

Burada mali müşavirin önüne;

  • banka döviz hesapları,
  • kasa ve fiziki dövizler,
  • alınan ve verilen çekler,
  • menkul kıymetler,
  • ilgili alacaklar,
  • diğer likit döviz varlıkları
  • ve bunların muhasebe kayıtları

geliyor.

Dolayısıyla form hazırlanırken muhasebe kayıtlarının güncel ve doğru olması daha da önem kazanıyor.


Bir başka soru: Kur değerlenmeleri nasıl dikkate alınacak?

Bence uygulamada en fazla soru doğurabilecek konulardan biri de bu.

Çünkü döviz pozisyonu 15 günlük dönemlerle izlenirken döviz kurları da sürekli değişiyor.

Burada “Formu bugün düzenledik, bugünkü dolar kuru üzerinden bütün bakiyeleri değerleyelim” şeklinde düşünmemek gerekiyor.

Döviz varlıklarının TL karşılığının hesaplanmasında Uygulama Talimatında belirtilen değerleme esasları dikkate alınacak.

Dolayısıyla;

15 günlük form süresi ile döviz varlıklarının TL’ye çevrilmesinde kullanılacak kur aynı kavram değildir.

Bu ayrıntı özellikle SMMM ve YMM açısından önemli.

Çünkü formun düzenlendiği tarih itibarıyla gerçek döviz bakiyelerinin tespit edilmesi gerekiyor; ancak bu bakiyelerin TL karşılığı, uygulama talimatındaki değerleme esaslarına göre hesaplanıyor.

Bu nedenle kur değerlemesinde “her 15 günde bir güncel piyasa kuru kullanılır” şeklinde genel bir ifade kullanmak doğru olmaz.


Tedarikçi firmalar açısından da önemli

Yeni düzenlemenin dikkat çeken taraflarından biri de ihracata yönelik üretim yapan tedarikçi firmaların sisteme dahil edilmesine yönelik mekanizma.

Aracı ihracatçı, kendi firma satış limiti dolduktan sonra belirli şartlar çerçevesinde tedarikçi firma adına döviz dönüşümü gerçekleştirebilecek ve destek ödemesi tedarikçiye yapılabilecek.

Bu düzenleme doğrudan ihracatçı olmayan ancak ihracata yönelik üretim yapan firmalar açısından da önem taşıyor.


Meslektaşlarımız için işin özü

Yeni sistemde konu artık yalnızca;

“Döviz geldi mi, bankada satıldı mı?”

sorusundan ibaret değil.

Önümüzde;

GİB verileri + SGK verileri + muhasebe kayıtları + döviz pozisyonu + firma satış limiti

şeklinde birbirine bağlı bir yapı bulunuyor.

Özellikle 2026 yılının son çeyreğinde destekten yararlanmak isteyen firmaların durumunu değerlendirirken yalnızca bankadaki döviz hareketlerine bakmak yeterli olmayacak.

Firmanın faaliyet kârı, işgücü maliyeti, firma satış limiti ve döviz pozisyonu birlikte değerlendirilmek zorunda.


Sonuç

Yeni döviz dönüşüm desteğinde bana göre en önemli nokta şu:

“Destek oranı %3” demek, tek başına alınabilecek desteği anlatmıyor.

Önce firmanın Katma Değerinin nasıl oluştuğuna, bu tutarın firma satış limitine nasıl yansıdığına ve ilgili dönemde ne kadar döviz satışının destek kapsamına girebileceğine bakmak gerekiyor.

Bunun yanında döviz pozisyon oranının %10 sınırını sağlayıp sağlamadığı ve yıllık mutlak destek üst sınırı da ayrıca kontrol edilmeli.

Özellikle 15 günlük Döviz Pozisyonu Bildirim Formu nedeniyle muhasebe kayıtlarının güncelliği ve formda kullanılacak verilerin doğru tespit edilmesi artık daha da önemli.

Kısacası;

Oran aynı kalmış olabilir. Ama hesabın mantığı değişmiş durumda.

Yeni dönemde sadece “%3 destek var” demek yerine;

“Firmanın firma satış limiti ne kadar, döviz pozisyonu uygun mu ve satacağı dövizin ne kadarı destek kapsamına girecek?”

sorularını birlikte sormak gerekiyor.

Bence yeni sistemin asıl meselesi tam olarak burada.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, “Döviz Dönüşüm Desteğinde Yeni Dönem”, 28.09.2026 ve ilgili Uygulama Talimatı.

Ömer Köklüce Mali Müşavir – Sosyal Güvenlik Uzmanı

E-posta: omerkokluce@gmail.com