Uluslararası bir altyapı projesinde (Metro veya Viyadük Projesi) ana yüklenici (EPC) olan bir inşaat şirketi, beton ve demir işlerini alt yüklenicilere (taşeron) devretmiştir. Proje zaman baskısı altındadır.

İhbar (Whistleblowing)

Proje saha mühendislerinden biri, şirketin bağımsız dijital ihbar portalı üzerinden fotoğraf ve belgelerle desteklenmiş şu bildirimi yapar:

“Köprü ayaklarında kullanılan demir donor ve beton dayanım onayları verilmeden bir sonraki kısımların betonu dökülüyor. Alt yüklenicilerin ilerleme raporları (progress report) saha onayları olmadan hakedişe dönüştürülüyor.”

İç Denetim Süreci ve Bulgular

Saha ve Belge İncelemesi: İç denetim ekibi (teknik denetçilerle birlikte) haber vermeksizin şantiyeye iner. Yapı kontrol logları, laboratuvar kırım sonuçları (28 günlük beton testleri) ve ödeme dosyaları çapraz kontrole tabi tutulur.

Kritik Sapma: Alt yükleniciye yapılan son 3 hakediş ödemesinde, şartnamede aranan laboratuvar dayanım onay belgelerinin bulunmadığı, sahadaki Yapı Denetim / Şantiye Şefi imzalarının geriye dönük sahte olarak atıldığı saptanır.

Çıkar Çatışması: Şantiye şefinin, hakedişlerin hızlı onaylanması karşılığında alt yüklenici firmanın ilişkili olduğu bir tedarikçiden kişisel çıkar sağladığı (bağlantılı taraf/conflict of interest) tespit edilir.

Olası Risk ve Sonuç

Projenin yapısal güvenliğini (statik dayanım) riske atan ve ileride milyarlarca liralık tazminat veya yıkım riski doğurabilecek bir durum engellenir:

İlgili yapı elemanlarında non-destructive (karot/ultrasoyik) testler yapılarak yapının güvenliği yeniden doğrulattırılır ve eksik kısımlar güçlendirilir.

Şantiye şefinin iş akdi feshedilir, alt yüklenici ile olan sözleşme iptal edilerek kara listeye alınır.

İnşaat hakediş onay süreçleri tamamen mobil/dijital onay mekanizmasına bağlanarak manuel imza suistimalleri engellenir.

Whistleblowing sistemi sadece bir “şikayet hattı” değil, kurumsal risk yönetiminin ve iç denetimin en stratejik erken uyarı sensörüdür.

Oktay Konaç