213 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasında mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi olarak

tanımlandığından, Kanun’un 94. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen mükellef ibaresinin sadece gerçek kişileri değil aynı zamanda tüzel kişileri de kapsayıcı nitelikte

olduğu ve bu kapsamda vergilendirmeyle ilgili bir işlemin tüzel kişilerin umumi vekiline de tebliğ edilebileceği,

Umumi vekile tebligatın, 213 sayılı Kanun’un 93. maddesine göre tüzel kişiliğin bilinen iş yeri adreslerinde posta yoluyla veya memur aracılığıyla ya da

dairede veya komisyonda yapılabileceği, ancak ikametgâhında umumi vekile tebligat yapılmasının mümkün bulunmadığı, çünkü umumi vekilin ikametgâh adresinin,

tüzel kişilerin 213 sayılı Kanun’un 101. maddesinde yer alan bilinen adresleri arasında sayılmadığı

Olayda, ihbarnamelerin, ikametgâhında umumi vekile tebliğ edilmesi hukuka uygun düşmediğinden, davacının bu tebligattan muttali olduğu tarih dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği

Haksız bir şekilde iade alındığı tespit edilen bir vergi bakımından, iadenin nakden veya mahsuben gerçekleştirildiği tarihin, idare açısından bu işlemden kaynaklanan vergi alacağının doğduğu tarih olarak kabul edilmesi; 213 sayılı Kanun’un 114. maddesinin birinci fıkrası ile 374. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin de bu tarih esas alınarak hesaplanması gerektiği,

Olayda, davacı tarafından 3065 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen yolcu beraberi eşya teslimlerine uygulanan istisna kapsamında yüklenilen vergilerin 2014, 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif tarihlerinde mahsuben iade alındığı, bu iade talepleri yerine getirildikten sonra davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda anılan istisna kapsamında yüklenilen vergilerin iade edilebilmesi için aranan şartların gerçekleşmediği ve vergilerin haksız olarak iade alındığının tespit edildiği, bu rapora istinaden dava konusu katma değer vergilerinin tarh edildiği ve vergilerin bir katı tutarında vergi ziyaı cezalarının kesildiği,

Dava konusu cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğramaması için 2014 yılında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmının 31/12/2019 tarihine kadar; 2015 ve 2016 yıllarında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmının ise 31/12/2020 ve 31/12/2021 tarihine kadar tarh ve tebliğ edilmesi gerekmekteyken vergi ve cezanın, usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle davacının tebligattan muttali olduğu tarih (30/01/2020) itibarıyla 2014 yılında iade alınan vergilerden kaynaklanan kısmının zamanaşımına uğradığı; 2015 ve 2016 yıllarında iade alınan vergilerden kaynaklanan kısmının ise zamanaşımına uğramadığı vii. Bu nedenle ısrar kararının, cezalı tarhiyatın, 2014 yılında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık; cezalı tarhiyatın 2015 ve 2016 yıllarında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmına yönelik hüküm fıkrasında ise hukuka uygunluk bulunmadığı

T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/105 Karar No : 2026/2020