
İthalat işlemlerinde çoğu zaman odak noktamız; gümrük vergisi, İGV, EMY, gözetim, anti-damping ve diğer mali yükümlülüklerin tutarı oluyor.
Ancak önemli bir detay zaman zaman gözden kaçabiliyor:
Bu vergiler nedeniyle ödenen KDV’nin tamamı indirilebilir mi?
Cevap: Her zaman değil.
3065 sayılı KDV Kanunu’nun 29/1-b maddesi genel olarak ithal edilen mal ve hizmetler nedeniyle ödenen KDV’nin indirim konusu yapılmasına imkan tanıyor. Ancak 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu genel kurala önemli istisnalar getirildi.
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta: Gözetim kıymet farkı
İthalatta gözetim uygulaması nedeniyle beyan edilen kıymetin belirli bir seviyeye çıkarılması gerektiğinde ortaya çıkan kıymet farkı, yalnızca ithalat maliyetini artıran bir unsur değil.
Bu fark;
- Gümrük vergisini,
- İlave gümrük vergisini,
- Ek mali yükümlülükleri,
- Diğer bazı mali yükümlülükleri
artırabiliyor.
Dolayısıyla sadece kıymet farkına ilişkin KDV değil, bu fark nedeniyle artan diğer vergi ve mali yükümlülüklere isabet eden KDV de indirilemeyebiliyor.
Burada şirketler açısından önemli bir risk ortaya çıkıyor:
Gümrükte ödenen KDV’nin tamamının muhasebede indirilecek KDV olarak kabul edilmesi.
EMY’nin adına değil, hukuki dayanağına bakmak gerekiyor
Bir diğer kritik konu ise Ek Mali Yükümlülükler (EMY).
Her EMY aynı hukuki niteliğe sahip değil.
Korunma önlemi kapsamında uygulanan EMY’ye isabet eden KDV indirim konusu yapılamazken, İthalat Rejimi Kararı kapsamında veya farklı amaçlarla tahsil edilen bazı ek mali yükümlülüklerde aynı sonuç ortaya çıkmayabiliyor.
Bu nedenle;
“Beyannamede EMY var, dolayısıyla buna ait KDV indirilemez.”
şeklindeki yaklaşım tek başına doğru bir değerlendirme olmayabilir.
Verginin hangi mevzuat kapsamında, hangi amaçla ve hangi tutar üzerinden tahsil edildiğinin incelenmesi gerekiyor.
Anti-damping ve telafi edici vergiler
İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında uygulanan dampinge karşı vergiler ve telafi edici vergiler de 7846 sayılı Karar kapsamında değerlendiriliyor.
Bu vergilere isabet eden KDV’nin indirim konusu yapılamaması, ithalatın toplam maliyetinin yalnızca gümrük aşamasında değil, KDV’nin muhasebeleştirilmesi aşamasında da doğru analiz edilmesini zorunlu hale getiriyor.
Bir başka önemli konu: YMM raporu
İşin bir de tevsik boyutu var.
7846 sayılı Karar kapsamına giren ithalatların belirli bir büyüklüğe ulaşması halinde, indirilemeyecek KDV’nin doğru şekilde hesaplanıp hesaplanmadığının Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edilmesi gerekiyor.
Altı aylık dönemler itibarıyla 2.600.000 TL’yi aşan ilgili ithalat bedellerinde bu yükümlülük devreye giriyor.
Sonuç: Gümrük ve muhasebe artık daha fazla birlikte çalışmalı
Bence düzenlemenin şirketler açısından en önemli sonucu burada.
İthalat işleminin maliyeti artık sadece;
Mal bedeli + navlun + gümrük vergileri + diğer mali yükümlülükler
şeklinde değerlendirilmemeli.
Bunun yanında:
“Ödenen KDV’nin ne kadarı indirilebilir?”
sorusu da ithalat maliyet analizinin bir parçası haline geliyor.
Özellikle gözetim uygulaması bulunan, korunma önlemine tabi, anti-damping uygulanan veya farklı ek mali yükümlülükler içeren ithalatlarda gümrük beyannamesindeki vergi kalemlerinin ayrıştırılması büyük önem taşıyor.
Çünkü burada konu sadece birkaç vergi kaleminin muhasebeleştirilmesi değil.
Yanlış değerlendirilen indirilemeyecek KDV; şirketin vergi pozisyonunu, maliyet analizini ve ilerleyen dönemde YMM tevsik sürecini doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle ithalat operasyonlarında gümrük müşavirliği ile muhasebe/vergi ekiplerinin aynı vergi kalemlerine aynı perspektiften bakması artık çok daha önemli.
Tanju Demir
Trade Strategist



