
HİBRİT Mİ TAM ELEKTRİKLİ Mİ?
Son dönemde Danıştay’dan ilginç bir karar çıktı. Karar bir aracın ne zaman hibrit ne zaman tam elektrikli sayılacağı ile ilgili bir kıstas koyuyor. Buna göre aracın hibrit mi tam elektrikli mi olduğunu belirlemenin yolu, tekerleği çeviren motora bakmak. Eğer tekerleği hem benzinli/dizel hem de elektrikli motor doğrudan hareket ettirebiliyorsa o araç hukuken hibrit sayılıyor. Eğer tekerleği sadece elektrik motoru hareket ettiriyorsa, Danıştay’a göre o araç hukuken elektrikli sayılmalı. Ticaret Bakanlığı da gümrük mevzuatı açısından yargı ile aynı yaklaşımı benimsiyor.
MALİYE BAKANLIĞI FARKLI GÖRÜŞTE
Maliye Bakanlığı ise farklı görüşte. Maliye araçta hem benzinli/dizel hem de elektrik motoru varsa -tekerleği hareket ettirsin ya da ettirmesin- ben onu hibrit sayarım diyor. Yargı kararlarının Maliye Bakanlığının uygulamalarına yansıması genellikle uzun süre alır, burada da bu durum yaşanıyor.
TARTIŞMAYA KONU ARAÇ: NİSSAN QASHQAI E-POWER
Bu tartışmanın üzerinde somutlaştığı araç ise Nissan Qashqai’nin E-Power modeli. Bu araçlarda hem benzinli motor var hem de elektrik motoru var. Ancak benzin motoru sadece jeneratör olarak görev yapıyor, tekerleklere bağlı değil, bataryayı dolduruyor. Tekerlekleri ise sadece bataryaya bağlı olan elektrik motoru çeviriyor. Dolayısıyla araçta bir benzinli motor var ama tekerlekleri doğrudan çevirmiyor, sadece bataryayı dolduruyor.
1.000.000,00 TL VERGİ İADESİ
Bu tartışmanın araç sahiplerini ilgilendiren boyutu ise yaklaşık 1.000.000,00 TL vergi iadesi alınabilmesi. Aracın kabaca 2.5000.000,00 TL’ye alındığı durumda, Maliye Bakanlığı’nın uygulaması nedeniyle %80 ÖTV ödeniyor, ancak açılan dava ile aracın tam elektrikli sayılarak %10 ÖTV’ye tabi tutulması gerektiği hükme bağlanarak %70 ÖTV iadesi (ve bunun KDV’ye yansıyan kısmı) iade alınabiliyor. İade alınabilecek tutar da yaklaşık olarak 1.000.000,00 TL civarında bir tutar oluyor ve ek olarak yıllık %48 faizle tahsil ediliyor.
SON 5 YILDA ARAÇ ALANLAR DA BU HAKTAN YARARLANABİLİYOR
Önemli bir konu da bu haktan yararlanabileceklerin sadece bu aracı yeni alacaklarla sınırlı olmaması. Son 5 yılda bu aracı almış olan herkesin de geriye dönük olarak bu imkândan yararlanabilmesi mümkün. Aracı satmış olması da bu haktan yararlanmasına engel değil.
TARTIŞMALI KONULAR
Tabi bu gönderi söz konusu aracın tanıtımı ya da alınmasını teşvik amaçlı değil, mevcut bir hakkın kullanımı hakkında bilgilendirme amaçlı olduğundan, konuyu her açıdan ele almak gerekli ve tartışmaya açık konular da mevcut.
Öncelikle aracın ikinci el fiyatı piyasada %80 ÖTV’li satış fiyatı üzerinden belirlendiği için şu anda aracı alıp satmak ve vergi iadesinden de yararlanmak şeklinde bir durum var ancak bu durumun etik açıdan değerlendirmesi kişiden kişiye değişebilir. Bir de bu bilginin piyasada yayılması sonucu aracın ikinci el fiyatında iadeyle orantılı düşüşler olması da ihtimal dahilinde.
Bir başka konu, bu yargı kararlarına karşı ilgili mevzuat değiştirilerek sorun Maliye Bakanlığı’nın istediği şekilde çözülebilecekken bu yola gidilmemesi ancak araçların teknik özelliklerinde bir değişiklik olmamasına rağmen, 2025 yıl başına kadar AT uygunluk belgesinde elektrikli yazarken 2025 yılbaşından itibaren AT uygunluk belgesinde benzinli yazılmaya başlanmış olması. Ancak, aracın teknik açıdan değişen bir durumu olmadığı için bu kayıt değişikliğinin yargı kararını değiştirmesi pek mümkün görünmüyor. Ama yargının her zaman içtihat değiştirebileceğini de akıldan çıkarmamak lazım.
Diğer taraftan, gerçekten bu araç hibrit mi sayılmalı elektrikli mi sayılmalı? Yargının görüşü kendi içinde tutarlı, ancak karşı görüş olarak, sonuçta elektrikli araçlara düşük ÖTV’nin egzoz emisyonu olmadığı için uygulandığı, bu aracın ise egzoz emisyonu olduğu bu nedenle de tam elektrikli değil hibrit sayılması gerektiği görüşü de kendi içinde tutarlı görünüyor. Buna karşı getirilebilecek bir argüman ise sonuçta elektrikli araçları şarj etmek için üretilen elektriğin de emisyon yarattığı, bunun araç dışında toplu şekilde yapılmasının sonucu değiştirmediği, hatta bu aracın elektrik üretimindeki veriminin, genel elektrik üretimine göre çok daha yüksek olduğu dikkate alındığında, araç bazında karşılaştırma yapılacak olursa bu motor teknolojisinin şarj edilebilir elektriklilerden daha az emisyona neden olduğu şeklinde. Tartışma uzayabilecek nitelikte ve sonlandırmak için teknik ölçümler yapılması gerekli. Ancak, yargı organlarının böyle tartışmalı konularda kendi içinde tutarlı ve net ölçülebilir kıstaslar geliştirmesinin takdir edilmesi gereken bir husus olduğunu düşünüyorum.
Önder Perçin J.S.D.- Ph.D. -LL.M.- M.Sc.





