I. 2020’de İleri Sürdüğümüz Tezin Yargı Tarafından Doğrulanması
Bugünkü kararın gerekçesinde de aktarıldığı üzere, GİB’in 53703 sayılı yazısına karşı açılan davada Danıştay Yedinci Dairesi, 28.03.2023 tarih ve E:2020/1362, K:2023/1758 sayılı kararıyla söz konusu işlemi iptal etmiştir. Daire’nin gerekçesi, 2020’de işaret ettiğim hukuki sorunun tam karşılığıdır: bankaların vadesiz ve yatırım hesapları üzerinden fiziki teslimat olmaksızın yaptığı altın satış işlemlerinin, “bu konuda açık bir yasal düzenleme bulunmamasına rağmen” kambiyo satışı olarak değerlendirilerek BSMV’ye tabi tutulmasında hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Bu iptal kararına yönelik temyiz istemi de Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 13.11.2024 tarih ve E:2023/1206, K:2024/995 sayılı kararıyla reddedilmiş ve iptal hükmü kesinleşmiştir.
Burada altını çizmek gerekir: 2023 tarihli Danıştay kararının dayandığı “açık yasal düzenleme yokken yorum yoluyla vergilendirme yapılamayacağı” esası ile 2020’de dile getirdiğim “kıyas yasağı” gerekçesi, aynı anayasal ilkenin — verginin yasallığı ilkesinin (Anayasa m.73) — iki ayrı ifadesidir. Vergi hukukunda kıyas yasaktır; idare, kanunda açıkça düzenlenmemiş bir işlemi benzetme yoluyla vergi kapsamına alamaz. Yargı, tam da bu noktada idareyi haksız bulmuştur.
II. İdarenin Karşı Hamlesi: 9595 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı
Yargı önünde dayanağını kaybeden idare, bu kez düzenleme zeminine geçmiştir. 15.03.2025 tarih ve 32842 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın 7. maddesiyle, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 19. maddesine bir fıkra eklenmiş ve “kıymetli maden depo hesaplarında fiziki teslimat olmaksızın yapılan alım satım işlemlerinin kambiyo işlemi sayılacağı” hükme bağlanmıştır. Düzenleme 17.03.2025 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Yani 2020’de “açık yasal dayanak yok” denilen boşluk, bir Cumhurbaşkanı Kararı ile doldurulmaya çalışılmıştır. Bu tarihten itibaren bankalar, kaydi altın satış işlemlerinde işlem tutarının tamamı üzerinden — yürürlükteki oranıyla binde iki — BSMV kesintisi yapmaya yeniden başlamıştır.
III. Bugün Yayımlanan Danıştay Kararı Ne Diyor?
Bugünkü Resmî Gazete’de yer alan Danıştay Yedinci Dairesi’nin E:2026/1054, K:2026/1847 sayılı kararı, bir kanun yararına bozma (İYUK m.51) kararıdır ve esası değil, görev/usul meselesini çözmektedir. Olayda davacının banka hesabından 02.05.2025 tarihli altın alımı üzerinden kesilen BSMV’nin iptali ve iadesi istenmiş; İstanbul 14. Vergi Mahkemesi ise “bu, bankaya karşı adli yargıda görülecek özel hukuk uyuşmazlığıdır” diyerek davayı incelemeksizin reddetmiştir.
Danıştay bu reddi bozmuştur. Gerekçe şudur: 02.05.2025 itibarıyla ortada artık 9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı şeklinde düzenleyici bir idari işlem mevcut olduğundan, buna dayanan kesinti kesin ve icrai nitelikte bir vergilendirme işlemidir; uyuşmazlığın esası vergi mahkemesinin görev alanına girer ve mahkeme işin esasını inceleyerek bireysel işlemin hukukîlik denetimini yapmalıdır.
Bu karar (kanun yararına bozma niteliği gereği) tarafların durumunu etkilemez (“hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere”). Ancak emsal değeri itibarıyla 17.03.2025 sonrası dönem için bu kesintiler vergi mahkemesinde esastan dava konusu yapılabilir (yani tartışmanın kapısı kapanmamış), aksine bugünkü kararla yeniden açılmıştır.
IV. 2025 Sonrası Dönemin Anayasa ve Vergi Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
2020’deki “kıyas yasağı” argümanım, 17.03.2025 öncesi için geçerliydi ve doğrulandı. Bu tarihten sonra ortada bir düzenleme bulunduğundan, mesele artık “kıyas” değil, bir adım yukarısı olan verginin yasallığı sorunudur:
1. Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler — konusu, matrahı, mükellefi ve oranı dahil — ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Dördüncü fıkra, Cumhurbaşkanına yalnızca oranlara ilişkin, kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yetkisi tanır. Bu, verginin konusunu veya matrahını belirleme yetkisi değildir.
2. BSMV’nin matrahı 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 31. maddesinde belirlenmiştir: kural olarak lehe alınan para; yalnızca kambiyo alım-satım muamelelerinde satış tutarının tamamı. Dolayısıyla bir işlemin “kambiyo işlemi” sayılıp sayılmaması, salt bir nitelendirme değil, doğrudan matrahı (lehe alınan para mı, işlem tutarının tamamı mı?) belirleyen bir tercihtir ve vergisel sonucu kökten değiştirir.
3. 9595 sayılı Karar, bir kambiyo mevzuatı düzenlemesi olan 32 Sayılı Karar’da değişiklik yaparak, esasen bir emtia (kıymetli maden) alım-satımını BSMV bakımından kambiyo muamelesi saymakta ve böylece verginin matrahını/kapsamını idari işlemle genişletmektedir. Oysa kıymetli madenin hukuki niteliği değişmemiştir: 32 Sayılı Karar’ın 2. maddesi altını hâlâ “kıymetli maden” olarak tanımlamakta, “döviz (kambiyo)”yu ise ayrı bir kategori olarak düzenlemektedir. Bir işlemi “kambiyo sayılır” demek eşyanın tabiatını değiştirmez; yalnızca ona bir vergi sonucu bağlar — ki bu sonuç, Anayasa m.73 gereği kanun konusudur. Verginin matrahını fiilen belirleyen bir genişletmenin kanun yerine Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılması, kanaatimce verginin yasallığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
4. İdarenin olası savunması — Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 1. maddesinin kambiyo rejiminde Cumhurbaşkanına geniş yetki tanıdığı — bu sonucu değiştirmez. Kambiyo rejimini düzenleme yetkisi, bir vergi kanununun matrah hükmünü dolayarak vergi doğurucu kapsamı genişletme yetkisini içermez. Nitekim bugün yayımlanan Danıştay kararı da 9595 sayılı Kararı geçerli ilan etmemekte; yalnızca uyuşmazlığın vergi mahkemesinde esastan görülmesi gerektiğini söylemektedir. Asıl sınav, bu düzenlemenin Anayasa m.73 karşısındaki akıbetidir ve bu sınav henüz verilmemiştir.
Sonuç
2020’de “fiziki teslimat olmaksızın yapılan kaydi altın alım-satımı kambiyo işlemi değildir; işlem tutarının tamamı üzerinden vergi alınması hukuka aykırıdır” demiştim. Bu değerlendirme, Danıştay Yedinci Dairesi’nin 2023 tarihli iptal kararı ve Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2024 tarihli onamasıyla doğrulanmış; 17.03.2025 öncesi dönem bakımından haklılık teyit edilmiştir.
Ne var ki idare, kaybettiği bu sonucu 9595 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile düzenleme zemininde aşmaya çalışmıştır. Bugün Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay kararı ise tartışmayı kapatmak yerine yeniden açmıştır: 2025 sonrası kesintilerin vergi mahkemesinde esastan dava konusu edilebileceği teyit edilmiştir. Bu noktada tartışma “kıyas yasağı”ndan “verginin yasallığı” eksenine kaymıştır ve verginin konusunu ile matrahını fiilen belirleyen bir genişletmenin Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılıp yapılamayacağı sorusu, kanaatimce olumsuz yanıtlanmalıdır. Son sözü, 9595 sayılı düzenlemenin Anayasa’nın 73. maddesi karşısındaki yargısal denetimi söyleyecektir.
Av. Dr. Fatih ARAS
Karar metni: Danıştay Yedinci Dairesi, E:2026/1054, K:2026/1847 (27 Haziran 2026 tarih ve 33293 sayılı Resmî Gazete) — https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/06/20260627-9.pdf